SU YALITIMI

Yapılar uzun ömürlü, konforlu ve sağlıklı olması; ancak doğru şekilde tasarlanarak inşa edilmesi ve yapıya zarar veren dış etkilere karsı korunması ile mümkündür. Yapılara etki eden en önemli faktörlerden biri de sudur. Yapılar;

  • Yağmur, kar gibi yağışlar,
  • Toprağın nemi ve toprak tarafından emilen yağış veya kullanma suları,
  • Banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerde su kullanımı,
  • Yapının, üzerine inşa edildiği zemindeki basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle suya maruz kalırlar.

Suyun yukarıda sayılan yollarla yapıyı ve konforu tehdit etmesi engellenemez fakat yapılara suyun girmesi önlenebilir. Yapıların, her yönden gelebilecek suya veya neme karsı korunmaları için, yapı kabuğunun yüzeyinde yapılan işlemlere “su yalıtımı” denir.

Yapı ömrü ve dayanıklılığı açısından en büyük tehdit “şu”dur. Yapıya sızan su; yapıların taşıyıcı kısımlarındaki donatıları korozyona uğratarak, kesitlerinin azalmasına ve yük taşıma kapasitesinin ciddi miktarlarda düşmesine neden olur. Ayrıca yapı bileşeni içerisinde su, soğuk mevsimlerde donarak, sıcak mevsimlerde ise buharlaşarak beton bütünlüğünün bozulmasına ve çatlakların oluşmasına yol açar. Bunun dışında zemin rutubeti veya zemin suyu içerisindebulunan sülfatlar, temel betonuyla kimyasal reaksiyonlara girerek beton kompozisyonunun bozulmasına neden olur. Bu da yapı ömrünü ve dayanımını olumsuz yönde etkiler. Su ayrıca, binalarda insan sağlığı açısından zararlı küf, mantar vb. organik maddelerin oluşumuna da yol açar.

Zemin üstündeki yapı elemanlarını; yağış sularının ve asidik atmosfer gazlarının zararlarından; zemin altındaki yapı elemanlarını ise zemin suyu ve rutubetinin zararlı etkilerinden korumak için su yalıtımı yapılır. Etkin bir su yalıtımı için, yalıtım uygulamasının, binanın temelinden çatısına kadar tüm yapı elemanlarını kapsaması gerekir. Zemine oturan döşemeler, balkonlar, dış duvarlar, çatılar ve temel duvarları yalıtıma konu olur. 1999 yılında ard arda yaşanan iki büyük depremin ardından Richter ölçeği, tsunami, zemin etüdü gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi. Korozyon da bu kavramlardan biriydi. Depremde birçok yapının yıkılmasının nedeni korozyon, yani paslanmaydı. Korozyonun nedeni ise su yalıtımının yapılmamış olmasıydı. Yapıların suya karsı yalıtılması gerektiği ne yazık ki çok acı bir tecrübeyle dahi henüz tam olarak anlaşılamadı.

Suyun yapılar üzerindeki en büyük etkisi bina ömrü ve güvenliğiyle ilgilidir. Bu durum su yalıtımının yaşamsal bir önemi olduğunu ortaya koyar.

Suyun yapılara verdiği hasar, özellikle deprem tehdidinin bulunduğu bölgelerde can ve mal güvenliği açısından tehdit oluşturur. Herhangi bir yoldan yapı donatısına sızan su, donarak veya kimyasal tepkimelere girerek donatının özelliğini yitirmesine yol açar. Donatının özelliğini yitirmesi ise dayanım gücüne ve süresine olumsuz etkilerde bulunur . Suyun binalarımızın dayanıklılığına vermiş olduğu zararı genellikle gözle göremeyiz, ancak sonuçlarıyla karsılaştığımızda fark edebiliriz. Büyük bir depremde, korozyona uğramış bir binanın ayakta kalması hemen hemen mümkün değildir. Bu nedenle özellikle Türkiye gibi deprem kuşağında bulunan ülkelerde su yalıtımının yaşamsal bir önemi vardır.

Genel olarak beton, içine gömülmüş donatı çeliğini korozyona karsı korur. Donatı betona gömülür gömülmez oluşan ince film tabakası çeliğe yapışır ve korozyona karsı dayanım oluşturur. Bu dayanım betonun yüksek alkali ortamına ve elektriksel dirence doğrudan bağlıdır. Betonun kılcal boşluklarındaki nemde bulunan iyonlar elektriksel iletkenlikte rol oynar. Yüksek elektriksel direnç de dayanıklı beton anlamına gelebilir.

Yapılardaki donatı çeliğinin korozyonuna ve bu korozyonun sürmesine neden olan 3 ana etken vardır;

1. Karbondioksit veya klorun neden olduğu reaksiyonlar sonucu donatı etrafındaki koruyucu pasivasyon tabakasının bozulması,

2. Betonun kılcal gözenekleri içinde dağılmış olan ve elektrolit görevi gören su,

3. Betonun gözeneklerinden içeri giren oksijen.

Beton üzerindeki film tabakasını bozarak donatı çeliğinin korozyona uğramasına neden olan şartlardan biri karbonasyondur. Atmosferdeki karbondioksit ile betondaki çimentonun kimyasal reaksiyona girmesi, betonun büzülmesine, dolayısıyla çatlakların artmasına neden olur. Aynı zamanda betonun PH değerinin düşmesi (normal bir betonun PH değeri 12,5 -13,5 arasındadır ve bu miktar korozyonun oluşmaması için yeterlidir) ara yüzeylerdeki alkaliliğin düşmesine, mevcut koruma tabakasının da bozulmasına neden olur. Koruma tabakasının bozulmasının bir diğer nedeni de klor iyonlarının varlığıdır. Sonuç olarak her iki durumda da korozyonun başlaması için gerekli şartlar oluşur (PH değerinin 9’un altına düşmesi) ve süreç islemeye baslar. Ortam şartlarının durumuna göre oluşan bir hızda, donatı yüzeyinde donatı hacminin 2.5 katı büyüklükte demir oksit oluşumları meydana gelir. Oluşan pas, yetersiz pas payı sorunu da varsa, mevcut betonu çatlatır. Betonun dökülmesiyle beraber donatı açığa çıkar. Havayla temas nedeniyle de korozyon hızındaki artış kaçınılmaz olur.

Korozyona bağlı olarak donatı kesitinde oluşan kayıp, donatının başlangıçta tasarlanan hesap değerlerini karşılayamamasına neden olur. Bu da binanın tasıma gücü, dolayısıyla da yapı güvenliği açısından hiç istenmeyen bir durumdur. Hesap dayanımı 365 MPa olan S420b sınıfı Ø12’lik bir donatı çeliği başlangıçta 41.3 KN yük taşıyabilirken, korozyon kaynaklı donatı kesit kaybının 0.25 mm/yıl olduğu bir kabul sonucunda 5 yılın sonunda 25.9 KN, 15 yıl sonra da 5.8 KN yük taşıyabilir. Bu koşullarda donatı 24 yıl sonunda tasıma kapasitesini tamamen kaybedecektir.

Su, bizim için ne kadar vazgeçilmezse bir o kadar da yapılarımız için korutulması zorunlu bir öğedir. Toprağın nemi ve basınçsız su, yapı elemanı gözeneklerinden geçerek iç ortam yüzeyinde küflenme, siyah leke ve mantar gibi organizmaların oluşmasına neden olur. Bu yüzden iç yüzeyde bulunan ahşap gibi doğal malzemelerin çürümesine, sıvaların kabarıp dökülmesine ve perde duvarlardaki demirlerin paslanmasına neden olarak konforumuzu bozar. Nem ve nemin yol açtığı küf mekânlarda kötü kokuların oluşmasına yol açar. Bu durum ortamda bulunan insanları rahatsız edecektir. Su yalıtımı sayesinde nemin önlenmesi, insan konforu açısından olumsuzluk yaratan bu kötü kokuların yayılma olasılığını da ortadan kaldırır.

Su yalıtımı, suyun odalarımıza damlamasını engelleyerek konforlu yapıların elde edilmesini sağlarken, bakteri, küf vb. organizmaların oluşmasını önler.

Ekonomik değerleri günümüzde giderek artan yapıların uzun ömürlü olması gerekir. Bugün bir yapının kullanım ömrü yaklaşık 50 yıldır. Suyun olumsuz etkileri yapıların kullanım ömrünü azaltır. Bu da ekonomik bir kayıptır. Su yalıtımıyla bu kayıp da giderilmiş olacaktır. Ülkemizin yüzölçümü olarak yüzde 92’si, nüfus yoğunluğu olarak yüzde 95’i deprem kuşağındadır. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın verilerine göre son 58 yıl içerisinde meydana gelen depremler; 58 bin 202 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, 122 bin 096 vatandaşımızın yaralanmasına ve yaklaşık 411 bin 465 binanın yıkılmasına veya ağır hasar görmesine neden olmuştur.

Dünya gazetesi tarafından hazırlanan bir haberde; _İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından, 55 bin 651 konut ve işyerinde yapılan kontrollerde incelenen binaların yüzde 79’unun hasarlı bulunduğu ifade edilmiştir. Habere göre; incelenen binaların yüzde 64’ünde nemin yol açtığı korozyon (paslanma), yüzde 41’inde malzeme eksikliği, yüzde 18’inde inşaat aşamasında betonun sulanması, yüzde 11’inde eskime ve yıpranma, yüzde 3’ünde proje hatası, hasarların nedeni olarak belirlendi. Aynı haberde binaların yüzde 21’inde zemine uygun olmayan inşaat, yüzde 6’sında taşıyıcı elemanların kaldırılması ve delinmesi gibi hususların tespit edildiği ifade edilmiştir.

Su yalıtımının inşaat aşamasındaki maliyeti, bina maliyetinin yaklaşık yüzde 3’üdür. Binaların sağlamlığı göz önünde bulundurulması gereken en önemli unsurdur. Buna bağlı olarak su yalıtımının sağladığı yarar, maliyetten çok daha önemlidir.

Su yalıtımı, yapılarımıza suyun girebileceği; temellere, toprak ile temas eden duvarlara, suyun yapı dışında birikebileceği veya suyun basabileceği seviyenin altındaki dış duvarlara, balkonlara, teras ve eğimli çatılara ve ıslak hacimlere yapılır. Bir yapının uzun ömürlü olabilmesi için başlangıç aşamasında su yalıtımı kurallarına göre tasarlanması gerekir. Su yalıtımı yapılmadan inşa edilmiş binalarda, çatı ve ıslak hacimlerin su yalıtımı sonradan rahatlıkla yapılabilirken, toprak altındaki duvarların yalıtılması için binanın etrafının kazılması gereklidir.

Binanın üzerine oturduğu temellerin su yalıtımının yapılabilmesi için ise yapımızın havaya kaldırılması gerekir ki, bu da henüz mümkün değildir. Bu gibi durumlarda sadece konforumuzu bozan küf ve mantar oluşumu engellenebilir. Suyun yapı ömrünü etkileyen zararlarından, yapı inşa edildikten sonra tam anlamıyla korunmak mümkün değildir. Temel seviyesindeki suyun drenaj (tahliye) önlemleri ile yapımızdan uzaklaştırılması çoğu kez yapılabilecek tek uygulamadır. Su yalıtımının bir diğer uygulama alanı da, suyun içerisinde kalmasını istediğimiz; havuz, su depoları, suni göletler vb. yapılardır. Yapılarda su yalıtımı, suyun hangi şiddette, hangi halde ve nereden gelirse gelsin yapı kabuğundan içeri girerek yapı elemanlarına dolayısıyla da yapıya zarar vermesini önlemek için yapılır. Temel olarak su yalıtımı yapısal ve yüzeysel su yalıtımı olarak ikiye ayrılır.

Yapısal su yalıtımı

Genel olarak beton elemanların imalatı sırasında imalat kolaylığı sağlamak, betonun kalitesini artırmak, istenen özelliklerin verilmesini sağlamak ve su geçirimsizliği elde etmek amacıyla toz ya da sıvı halde bulunan yapı kimyasallarının katkı olarak kullanılması ile yapımıza su girişini ve etkilerini azaltıcı uygulamalar bütünüdür. Su/çimento oranını düşürerek beton içerisindeki kılcal boşlukları azaltan, beton içerisindeki kepiler boşlukların tıkayan vb. fonksiyonlara sahip beton katkıları ve derz malzemeleri bu gruba girer.

Dış yüzeye uygulanan derz malzemeleri: Suyun betondaki genleşme veya inşaat derzlerine  girmesini engellemek için polietilen veya hypalon su tutucu bantlar kullanılır. Suyu durdurma veya beton içerisinde gideceği yolu uzatma prensibi ile çalışırlar.

Betonun bünyesine uygulanan derz malzemeleri: Dış yüzeydeki suyun betondaki genleşme veya inşaat derzlerinden geçişini engellemek için su tutucu bantlar veya su ile genleşen mastık ve profil kullanılır. Suyu durdurma veya beton içerisinde gideceği yolu uzatma prensibi ile çalışırlar.

İç yüzeye uygulanan derz malzemeleri: İç yüzeydeki suyun betondaki genleşme veya inşaat derzlerinden geçişini engellemek için hypalon su tutucu bantlar kullanılır. Suyu durdurmaprensibi ile çalışırlar.

Yüzeysel su yalıtımı

Suyun bulunabileceği dış ortam ile yapı kabuğu arasında su geçirimsiz katman oluşturmak için yapılan işlemler bütünüdür. Bu amaçla su geçirimsiz özel su yalıtım malzemeleri kullanılır.

Su yalıtımı, yapılara suyun girebileceği bölgelere doğru su yalıtım malzemelerinin uygulanması ile yapılır. Su yalıtımı uygulamalarının suyun geldiği taraftan, yani yapının dış tarafından yapılması ilk tercih olmalıdır.

Temelde yapılacak uygulamalarda ilk adım; zemin etüdü ve varsa zemin suyunun test edilerek bu suların olası etkilerinin tespit edilmesidir. Yapılan etüt çalışmalarının ardından, mümkünse binanın toplam oturma alanından daha büyük olacak şekilde yatay olarak grobeton dökülür ve bunun üzerine su yalıtım katmanı uygulanır. Bina su yalıtımının üzerine inşa edilir ve suyun etki edebileceği seviyeden temele kadar olan düşey duvarlara da su yalıtımı uygulanır. Grobeton üzerine yapılan su yalıtımı ile düşey duvarlara yapılan su yalıtımları üst üste bindirilerek bina dıştan bohçalanmış olur. Binanın oturma alanından daha geniş temel çukurlarının açılamadığı durumlarda ise yapının üzerine oturacağı bir betonarme çanak oluşturulur. Bu çanağın iç tarafından su yalıtımı yapılır ve bina bu çanağın içine oturtulur. Uygulamalar, yalıtımı geçemeyen suların yapıdan uzaklaştırılması amacıyla su yalıtımından daha aşağı seviyede drenaj (tahliye) yapılması ile tamamlanır.

Çatılarda ısı ve su yalıtımı çözümleri birbirleri ile uyumlu olmalıdır. Çatılarda yapılan ısı yalıtımı uygulamaları, enerji tasarrufunun yanı sıra, yogusmayı (terlemeyi) önlerken, su yalıtımı uygulamaları da yağış sularının yapıya zarar vermesini engelleyerek bir bütün oluşturur. Eğimli çatılarda su yalıtımı, çatı örtüsü altına su yalıtım örtüleri serilerek veya çatı örtüsü olarak günesin ultra-viyola ısınlarına dayanıklı su yalıtım malzemeleri kullanılarak yapılır. Yalıtımı asamayan su, dere ve yağmur suyu drenaj (tahliye) boruları vasıtası ile yapıdan uzaklaştırılarak uygulama tamamlanır. Teras çatılarda ise suyun yönlendirilmesi için, önce bir eğim betonu dökülür. Uzman firmalarca yapılan tespitlere baglı olarak su ve ısı yalıtımı uygulamaları yapılır. Süzgeçler ve yağmur suyu drenaj (tahliye) boruları ile su yapıdan uzaklaştırılır.

Su Yalıtım Malzemeleri

Temel olarak su geçirimsizlik sağlayan malzemelere su yalıtım malzemeleri denir. Su yalıtımında kullanılan malzemeler, kullanım alanlarına ve özelliklerine göre üç ayrı baslık altında toplanırlar.

I. Su Yalıtım Örtüleri

Bitümlü örtüler: Okside Bitümlü Örtüler, Polimer Bitümlü Örtüler (APP/SBS katkılı)

 Sentetik örtüler: PVC, EPDM, TPO, ECB/ECO, vb.

II. Sürme Esaslı Malzemeler

 Çimento esaslı malzemeler

 Akrilik esaslı malzemeler

Bitüm esaslı malzemeler

Poliüretan esaslı malzemeler

III. Yapısal Su Yalıtım Malzemeleri

Yapı kimyasalları

Derz malzemeleri

Su yalıtım malzemeleri; kullanım amacı ve uygulanacak bölgeye göre; ortamdaki su basıncına, zeminin yapısına, yapıdan beklenen hareketlere, ürünün üzerine gelecek olası yüklere, iklim koşullarına ve yapıdaki detaylara göre seçilmelidir.

Genel kategorisine gönderildi

MAHYA HARCI

Çimento esaslı, lif takviyeli, polimer katkılı, mahya harcı.

NEREDE KULLANILIR?

Çatılarda mahya ve kiremit vb. yüzeylerin yapıştırılmasında kullanılır.

NASIL UYGULANILIR?

Uygulama yapılacak yüzey kalıp yağı, toz, boya, kir vb. tutunmayı önleyecek maddelerden arındırılmalıdır. 25 Kg. mahya harcı 6 – 6,5 Lt. su ile karıştırıldıktan sonra 5 dakika bekletilerek, 1- 2 dakika daha karıştırılarak kullanıma hazır hale getirilir.

Genel kategorisine gönderildi

GAZ BETON ÖRGÜ HARCI

Çimento esaslı, reçine katkılı, gaz beton malzemeleri ile duvar örülmesi için kullanılan hazır harçtır. 25 Kg.lık torbalarda ambalajlanır. Yüksek yapışkanlığı ile iyi bir performans sağlar. Yeterli çalışma ve kabuklaşma süresi ile rahat çalışma, imkanı verir. Geleneksel harca göre zamandan ve işçilikten tasarruf sağlar.

NEREDE KULLANILIR?

Gaz beton malzemesi ile duvar örmede kullanılır.

NASIL UYGULANILIR?

Uygulama yapılacak yüzey kalıp yağı, toz, boya, kir vb. tutunmayı önleyecek maddelerden arındırılmalıdır. Yüzeydeki çatlak ve delikler Best tamir harçları ile kapatılmalıdır. Kabarmış sıvalar temizlenmelidir. Yüzey, uygulamadan öncesi nemlendirilmelidir. Gaz beton yapıştırıcı tercihen elektrikli karıştırıcı ile karıştırılır. (8-8,5 Lt. su, 25 Kg. torba) Harç hazırlarken; Plastik kaba önce su konulur. Sonra gaz beton yapıştırıcı eklenerek karıştırılır. 5 dakika beklenir ve tekrar karıştırılır. Hazırlanan harç yatay ve düşey yüzeylere tarakla uygulanır. Derz kalınlığının 3 mm’ye kadar olması gereklidir. Yerleştirilen gaz beton blok üstten ve yandan tokmaklanarak oturtulur. Örme işlemi sırasında kolon ve perdelerin gaz beton bloklara birleşimi gaz beton yapıştırıcı ile sağlanmalıdır.

Genel kategorisine gönderildi

DOĞALTAŞ ÖRGÜ HARCI

Çimento esaslı ve mineral dolgulu yapıdadır. Geleneksel harç harç karıştırma yöntemi ile karıştırıldığından pratik olarak hazırlanır. Mukavemetli, daha güçlü, üstelik ekonomiktir. Kullanabilme süresi ile kolay çalışma imkanı ve işçilik maliyetini düşürür. 40 Kg.lık kraft torbalarda ambalajlanır.

NEREDE KULLANILIR?

Dokulu doğal taş malzemelerinin örülmesinde kullanılır.

NASIL UYGULANILIR?

Uygulama yapılacak malzeme yüzeyi kalıp yağı, toz, boya, kir vb. tutunmayı önleyecek maddelerden arındırılmalıdır. Best doğal taş örgü harcı 40 Kg. torba 6,80-7,5 Lt. su ile birlikte el ile karıştırılır. Harçtan önce kaba önce su konulmalıdır. Daha sonra örgü harcı eklenmelidir. Hazırlanan harç yatay veya düşey uygulamalarda kullanılabilir. Örgü malzemesi üzerine mala ile uygulanır.

Genel kategorisine gönderildi

DUVAR ÖRGÜ HARCI

Tuğla, briket ve bims blok benzeri malzemelerin örme işleminde kullanılan çimento esaslı kullanıma hazır örgü harcıdır. 40 Kg.lık kraft torbalarda ambalajlanır. Zamandan ve işçilikten tasarruf sağlar. Kullanım süresinin geniş olması, rahat çalışma imkanı sağlar.

NEREDE KULLANILIR?

Tuğla, briket, bims gibi malzemelerin örülmesinde kullanı

lır.

NASIL UYGULANILIR?

Uygulama yapılacak malzeme yüzeyi kalıp yağı, toz, boya, kir vb. tutunmayı önleyecek maddelerden arındırılmalıdır. Best duvar örgü harcı 40 Kg. torba, 6,80-7,6 Lt. su ile birlikte el ile karıştırılır. Harçtan önce kaba önce su konulmalıdır. Daha sonra örgü harcı eklenmelidir. Hazırlanan harç yatay veya düşey uygulamalarda kullanılabilir. Örgü malzemesi üzerine mala ile uygulanır. Yerleştirilen örgü malzemeleri üstten ve yandan tokmaklanarak oturtulur.

Genel kategorisine gönderildi

SIVA UYGULAMASI

Dış duvarın rutubet alması öncelikle dış sıvanın veya dış kaplamanın su emme özelliğine bağlı olmaktadır. Aynı şekilde kuruma işlemi de duvar ve kaplamanın kılcal su emme ve buhar geçirgenlik özelliklerine bağlı kalmaktadır. Bu bakımdan seçilecek yüzey kaplama çeşidi ve duvar malzeme cinsi duvar bünyesinde zaman içinde oluşabilecek denge rutubetini belirleyici olmaktadır. Dış duvar malzemelerinin ısı yalıtım özelliği arttığı oranda üzerine gelen mineral sıva veya kaplamalar yazın daha fazla ısınmaktadır. Bunun sonucu, sıva veya kaplamanın yapacağı ısıl genleşmelerin güvenlikle karşılanabilmesi bakımından sıva veya kaplamanın olabildiğince elastik olması gerekmektedir.

Tüm sıva uygulamaları TS 1262 ve TS 1481 Standartlarına uygun olarak yapılmalıdır. Seçilecek sıvanın ve kaplamaların aşağıdaki özellikleri taşımasına dikkat edilmelidir.

1. Yüksek elastikiyet

2. Düşük ısıl genleşme

3. Yüksek yapışma kabiliyeti

4. Düşük kılcal su emme

5. Yüksek buhar geçirgenliği

6. Hava koşullarına dayanıklılık

Dış sıva – iç sıva

Gerek iç ve gerek dış sıva uygulamalarında aşağıdaki tabloda belirtilen harç gruplarına ve karışım oranlarına uyulmasını tavsiye ederiz. Mineral sıva uygulamalarında, gerek sıva karışımlarında ve gerek uygulama sırasında yeterli özen gösterilmediği takdirde önemli hatalar ortaya çıkmaktadır.

1. İyi bir sıva uygulaması yüzeyin yeterince düzgün olması ile sağlanabilir. Bunun için sıva uygulamasına başlamadan önce varsa derz boşlukları doldurulmalı, bloklardaki köşe kırıklarından oluşabilecek yüzey bozuklukları giderilmelidir.

2. Tesisat kanallarına yerleştirilen borular sabitlenmeli, boruların yan ve arka taraflarında boşluklar doldurulmalıdır.

3. Duvar yüzeyi kir ve aşırı tozdan arındırılmalıdır. Bu temizleme işlemi sert bir fırça yardımı ile yapılabilir.

Blok Duvarlar Üzerine Mineral Esaslı Hafif Dış Cephe Sıvası:

1. Dış sıva bir binanın derisidir. Binayı iklim koşullarından ve diğer zorlayıcı şartlardan korur. Bütün bu fonksiyonların uzun süre yerine getirilebilmesi için tamamen duvar yapısına uygun bir sıva sistemi olması gerekir.

2. Tamamen mineral içerikli olan hafif sıva, yine mineral esaslı ve ısı yalıtım değeri yüksek Blok duvar malzemeleri için mükemmel bir çözümdür. Düşük basınç mukavemeti ve yüksek elastikiyeti ile çatlaklara karşı yüksek bir emniyet oluşturur. Hafif sıva hava şartlarına karşı dayanıklı ve uzun ömürlüdür.

3. Hafif sıva, mükemmel fiziksel değerleriyle blok duvarlar ve mineral esaslı cephelerde bir sıvadan beklenilebilecek bütün görevleri yerine getirir.

4. Hafif sıva, hidrofobik olduğu için kesinlikle su iticidir ve buna bağlı olarak uzun yıllar hava şartlarına karşı direnme garantisi verir. Aynı zamanda hafif sıva yüksek su buharı geçirme özelliğine de sahiptir. Bu da yapının kuruma süresini kısaltmakta ve sağlıklı bir mekan yaratmaktadır.

5. Hafif sıva; blok duvarlarda homojen kıvamı ve yüksek aderans yeteneği ile güvenli ve çok kolay bir şekilde uygulanabilir. Alt ve son kat sıva tabakası tek bir malzemeden oluştuğu için, uygulama kolaylaşır. Çok kısa bir sürede kuruması, işin hızını son derece artırır. Ürün kalitesi kullanıcıya ve uygulayıcıya ekonomi sağlar.

Ön Hazırlık:

» Pencere derzlikleri ve diğer cephe elemanları koruyucu bant ile örtülmelidir.

» Düzgün, temiz pencere ve kapı bitişleri için sıva bitiş profili kullanılmalıdır.

Alt Yüzey Hazırlığı:

» Tüm alt yüzey sağlam, yük taşımaya uygun, düz, temiz kalıp yağlarından ve pürüzlerinden arındırılmış olmalıdır. Daha sonra sıva başlangıç ve köşe profillerinin duvara iyice sabitlenmesi gerekir.

» Yüksek hava sıcaklığı ve sert rüzgar olan ortamda alt yüzey önceden ıslatılmalıdır.

Alt Kat Sıva Uygulaması:

» Alt kat sıva en az 7 mm kalınlıkta olmak şartı ile duvar yüzeyinin üzerine paslanmaz çelik mala veya makine ile uygulanır ve düzeltilir.

» Kolon, kiriş, hatıl vb. birleşim noktalarında ve çatlak oluşma riski yüksek olan bölgelerde, duvar yüzeylerinin üzerine 15 cm taşacak şekilde ve file ek yerlerinde 10 cm birbiri üzerine bindirilerek sıva donatı filesi uygulanır ve sıva kalınlığının içine gömülür. Kapı ve pencere boşluklarının olduğu yerlerde ise köşe noktalara diyagonal şekilde file şeritleri yerleştirilir. Bir iki gün kuruma süresinden sonra alt kat sıva bir sonraki işleme hazırdır.

Son kat Dekoratif Sıva Uygulaması:

» Son kat sıva işlemine alt kat sıvanın kurumasından sonra 5 mm sıva kalınlığı olacak şekilde, geniş ağızlı çelik mala ile devam edilir. İnce tekstürlü modern düz yüzeyler hedeflendiğinde, hafif sıva kendini çektikten sonra kauçuk süngerli mala ile dairesel hareketlerle perdahlanır ve düzgün hale getirilir.

İÇ DUVARLARDA ALÇI ESASLI HAZIR SIVA

Duvar yüzeyleri üzerine alçı esaslı hazır sıvalar gayet iyi sonuçlar vermektedir. Genellikle tek tabaka ve seçilecek ürün çeşidine göre en az 5 mm. veya 8 mm. kalınlıkta uygulanmalıdır. Alçı esaslı hazır sıva uygulamalarında, duvar yüzeyleri üzerine serpme tabakasına ihtiyaç yoktur. Duvar yüzeyleri üzerine uygulanabilecek 3 farklı tipte alçı esaslı iç sıvamız vardır;

1. Alçı Esaslı Makine Sıvası, ALÇI – MAK

2. Alçı Esaslı El Sıvası, ALÇI – EL

3. Alçı Esaslı Saten Sıva, ALÇI – SATEN

Uygulama Talimatı (Alçı Esaslı Sıvalar İçin)

 Ön Hazırlık:

  • Pencere denizlikleri ve diğer iç cephe elemanları koruyucu bant ile örtülmelidir.
  • Düzgün, temiz, kapı – köşe bitişleri için sıva köşe profili kullanılmalıdır.

Alt Yüzey Hazırlığı:

  • Tüm alt yüzey sağlam, yük taşımaya uygun, düz, temiz, kalıp yağlarından ve pürüzlerden arındırılmış olmalıdır.
  • Yüksek hava sıcaklığı ve sert rüzgar olan ortamda alt yüzey önceden ısıtılmalıdır.

Hava Şartları İle İlgili Uyarılar:

  • Uygulama ve kuruma süresi boyunca hava sıcaklığının +5ºC’nin altına düşmemesi gerekmektedir.
  • Rüzgarlı havalarda Alçı Esaslı Sıvalar aşırı hızlı kurumaya karşı korunmalıdır.
Genel kategorisine gönderildi

ZEMİN UYGULAMALARI

Usulüne göre yapılmış kontrollü bir toprak dolgu şu özelliklere sahip olmalıdır:

* Kendi ağırlğını ve uygulanan dış yükleri güvenlikle taşımaya yeterli mukavemete sahip olmalı. 
*Yük altındaki oturma ve deformasyon müsaade edilebilir seviyelerin altında olmalıdır. 
* Aşırı şişme ve büzülme göstermemeli 
* Mukavemet ve sıkışabilirlik özelliklerini kullanım ömrü boyunca koruyabilmeli 
* Fonksiyonuna uygun permeabilite ve drenaj özelliklerine sahip olmalıdır. 
* İnşa edilecek beton zeminde eğim isteniyorsa alt zemininde eğimli inşası gereklidir. 
* aksi takdirde alt zemin kod toleransları + – 2 cm yi geçmemelidir.

Alt zeminin taşıma mukavemeti şantiye ortamında pratik olarak ölçülebilir; 
Saatte 4-6 km hızla giden, çift akseli, yüklü, tekerlek taşıma yükü 50 kN olan bir kamyon alt zeminde yürüdüğünde, tekerleklerin mm olarak yere batması, alt zeminin MN/m² olarak taşıma mukavemetini gösterir.

Teker batışı mm MN/m² olarak alt zeminin taşıma mukavemeti

1 mm 120 MN/m² 
1,5 mm 90 MN/m² 
2 mm 75 MN/m² 
4 mm 60 MN/m² 
5,5 mm 45 MN/m² 
8 mm 30 MN/m² 
* Alt zemin gro beton olarak da hazırlanabilir.

Zeminlerin sıkışma nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

* Zemin danelerinin sıkışması 
* Zemin boşlukluklarındaki hava ve suyun sıkışması 
* Hava ve suyun çıkmasıyla hacmin azalması 
Zeminler düşey doğrultuda bir sıkışmaya maruz kaldıkları için laboratuvarda yapılan Ödometre deneyinde zeminlerin düşey yükler altındaki konsolidasyonu tayin edilmektedir. 
İnce daneli zeminlerin permeabilitesi düşük olduğu için, yüklenen zeminden suyunun dışarıya çıkması yavaş olacak ve sıkışma zamana bağlı olarak gelişecektir.Kumların sıkışması oldukça hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir. 
Zeminin kaymaya mukavemeti ise, göçmeye izin vermeden karşılayabileceği en büyük kayma gerilmesidir.Kayma mukavemeti tayininde en çok kullanılan ve basit olanı Mohr-Coulomb göçme kriteri olmaktadır. 
Yapılan laboratuvar deneyleri sonucunda istenilen şartlara uymayan zemin özelliklerinin iyileştirilmesini iki ana gruba ayırabiliriz: 
* Tabii zeminin katkı maddeleri ( kireç, çimento, baca külü, kimyasal maddeler gibi) ile zemin özelliklerinin iyileştirilmesi. 
* İstenilen zeminin özelliklerine göre sahip zeminin başka bir sahadan ariyet olarak olarak inşaat sahasına getirilmesi. 
Başka bir sahadan kazılarak getirilecek olan zeminin itina ile serilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yapılacak olan bu dolgu yüksek porozite, permeabilite, sıkışabilirliğe ve düşük mukavemete sahip olur.Bunun yanısıra zemin hetorejen bir yapıya sahip olacak ve değişik noktalarda büyük oturmalar meydana getirecektir. Bu nedenle toprak dolgu inşaasında zeminin sıkıştırılarak yerleştirilmesi gerekmektedir.Özellikle zeminin cinsi, su muhtevası ve sıkılık derecesine dikkat edilmelidir.Kompaksiyon sırasında zemin içindeki su miktarı arttıkça danelerin birbirine göre hareketi kolaylaşmakta fakat birbirlerine yaklaşması zorlaşmaktadır.her iki etki düşünülmeli ve zemin optimum su muhtevası ihtiva etmelidir.Kohezyonlu (siltli, killi zeminler için su muhtevası önemli olmasına rağmen kohezyonsuz zeminler için daha az önemlidir. 
Zemin tabakalar halinde serilmeli ve kalınlığı 15-50 cm arasında kalmasına dikkat edilmelidir. Bu değer ortalama 30 cm civarında olmalıdır.Genel olarak kohezyonsuz zeminler titreşimli silindirler, kohezyonlu zeminler de ise keçi ayakları iyi sonuç vermektedir. 
Sıkıştırılan toprak dolguların arazideki sıkılık derecesini saptamak için değişik yöntemler geliştirilmiştir.En yaygın olarak kullanılanlar: 
* Kum şişesi yöntemi 
* Balon yöntemi 
* Yağ (veya su) yöntemi 
* Nükleer aletler  olmaktadır.

Genel kategorisine gönderildi

YAPIŞTIRMA HARCI

Yapıştırma harçlarının uygulanmasında uluslararası üç yöntem kullanılmaktadır. Burada esas amaç, kaplama plakasının arka yüzünün tamamının harçla kaplanarak boşluk kalmamasının sağlanmasıdır.
Bu yöntemlerde kullanılacak tarak tipi de bu konuda tamamlayıcı olmaktadır.

Bu yöntem, ince yatak harçlarında küçük ve orta ebatlı kaplama malzemelerinin yapıştırılmasında kullanılan en yaygın yöntemdir.
Yapıştırma harcı, kaplama yapılacak yüzeye düz el malası ile kuvvetlice bastırılarak yayıldıktan sonra karo ebadına göre seçilmiş olan uygun diş ebatlı taraklı mala ile 45° ile 60°’lik tutuş açısıyla taraklanır.
Bu işlemler sonrası kaplama malzemesi taraklanmış yüzeye kuvvetli bir şekilde bastırılarak yapıştırılır. Ayrıca harcın kaplama malzemesi arkasına daha iyi yayılmasını ve tutunmasını artırmak için lastik veya tahta çekiç yardımıyla kaplama malzemesi sabitlenerek teraziye alınır.

Yağlama yöntemi:Bu yöntem ince yatak harçlarında küçük ve orta ebatlı kaplama malzemelerinin yapıştırılmasında kullanılan bir yöntemdir.
Yapıştırma harcı, kaplama malzemesinin arka yüzeyine köşe ve kenarlarda boşluk kalmayacak şekilde düz el malası ile tabaka halinde sürülür ve yüzeye yapıştırılır. Daha sonra harcın kaplama malzemesi arkasına daha iyi yayılmasını ve tutunmayı arttırmak için lastik veya tahta çekiç yardımıyla kaplama malzemesi sabitlenerek teraziye alınır.

Karışık yöntem:Bu yöntem orta yatak harçlarında kullanılan bir yöntemdir. Büyük ebatlı kaplama malzemelerinin yapıştırılmasında, ağır yaya ve yük trafiğine maruz zeminlerde, soğuk iklimli yerlerde, dış cephe uygulamalarında bu yöntem kullanılmalıdır. 
Yapıştırma harcı, hem taraklama yönteminde olduğu gibi zemine sürülüp tarakla çekilir hem de yağlama yönteminde olduğu gibi kaplama malzemesinin arkasına ince bir tabaka halinde sürülür. Bu işlemler sonrası harcın kaplama malzemesi arkasına daha iyi yayılmasını ve tutunmayı arttırmak için lastik veya tahta çekiç yardımıyla kaplama malzemesi sabitlenerek teraziye alınır. 
Kombine yapıştırma yöntemi ile yapılan uygulamalarda tüketim yaklaşık %30 oranında artacaktır.

 

> Yeni yüzeyler: Yüzeyler (beton, sıva, şap gibi) sağlam, 3-4 haftalık kürünü almış olmalıdır. Kalıp ayırıcı yağ gibi tutunmayı önleyici maddeler temizlenmeli ve düzgün olmayan bölümlerde ise TamirArt tamir harçları ile yüzey düzeltme işlemi yapılmalıdır.> Eski yüzeyler: Eski yüzeyler üzerine yapılacak uygulamanın sağlıklı olabilmesi için, yüzeylerin sağlamlığı itinayla incelenmelidir. Çekiç, murç ya da çiviyle belli aralıklarla kontrol edilen yüzey eğer kolay kazınıyorsa sağlam yüzeye ulaşıncaya kadar kazınmalı kırık, çatlak ve zayıf yüzeyler TamirArt tamir harçları ile onarılarak sağlamlaştırılmalıdır. Yatay yüzeylerdeki bozukluklar ve terazisizlikler Mastar10 tesviye şapı ile düzeltilmelidir.
Ayrıca uygulama öncesi yüzeydeki harç, yağ, kir vb. kalıntılar yapışmayı olumsuz yönde etkileyeceğinden tamamen temizlenmelidir.

> Emici yüzeyler: Su emme oranı yüksek olan yüzeylerdeki (alçı blok, alçı levha, gaz beton, ahşap v.b.) uygulamalarda, harçtaki suyun çabuk kaybolup zayıf yapışmaya yol açmaması için yüzey emiciliği Kalekim Astar ile giderilir.

> Seramik kaplama yapılmış yüzeyler: Mevcut kaplama malzemesi üzerine yeniden seramik uygulanacaksa; önce kaplamayı çekiçle kontrol ediniz. Sağlam olmayan, zayıf yapışmış seramikler varsa yapıştırınız ya da bunları kaldırarak boşluğu TamirArt tamir harçları ile doldurunuz.

> Boyalı yüzeyler: Boyalı yüzey üzerine seramik kaplanacaksa öncelikle yüzey kontrol edilmelidir. Gevşek ve kabarmış bölgeler varsa kazınmalıdır. Yapıştırıcının tutunma gücünün artırılması için yüzeyin zımparalanması veya çentiklenmesi tavsiye edilir.

> Ahşap-OSB yüzeyler: Sağlam olmayan parçalar sabitlenmeli, kırık ve kopmuş olanlar değiştirilmelidir. Yüzey mutlaka Kalekim Astar ile astarlanmalıdır. Uygulamanın uzun ömürlü olabilmesi için yapıştırma işlemi file ile yapılmalı ya da TamirArt (fileli) tamir harcı uygulamasından sonra yapıştırma yapılmalıdır. Bunlarla birlikte, ortam koşullarına da dikkat etmek son derece önemlidir.

Çimento Esaslı Yapıştırma Harçları Uygulamasında Dikkat Edilecek Hususlar:

1. Öncelikle tozun su üzerine eklenmesine ve ekleme işleminin yavaş yavaş yapılmasına dikkat ediniz. Aksi halde homojenliği sağlayamaz ve topaklaşmaları engelleyemezsiniz.
2. Yüzey hazırlama kriterlerine dikkat ediniz.
3. Yapıştırmanın etkin olabilmesi için uygun yapıştırma yöntemini kullanınız. (Bakınız: Yapıştırma Yöntemleri)
4. Kullanıma ara verdiğinizde, tekrar uygulamaya başlamadan kaptaki harcı karıştırınız.
5. Güneşe açık mekanlarda uygulama yapılırken kaptaki harcı yüzey kurumalarına karşı korumak için sıkça karıştırınız.
6. Kullanım süresi geçmiş veya kabuklaşmış harcı atınız, yeni hazırlanan taze harca karıştırmayınız.
7. Çift bileşenli yapıştırıcılarla, büyük ebatlı kaplama malzemelerini uygularken yataya doğru yapıştırma işlemini yapınız ve bitirilen sıra ilk mukavemetini almadan bir üst sıraya geçmeyiniz. Her 3,5 m.’de bir dikey ve yatay yönde genleşme derzi bırakınız.
8. Büyük ebatlı veya ağır kaplama malzemeleriyle çalışırken kombine yapıştırma yöntemini kullanınız.
9. Yapıştırma işlemi bittikten sonra, uygulama yapılan mekanı en az 1 gün süre ile su ve dondan koruyunuz.

 

 

Genel kategorisine gönderildi

TAMİR HARCI KULLANIMI

Tamir harcı çimento esaslı, ürün performansını artırarak işlenmeyi kolaylaştıran hazır harçtır. Rötre yapmaz. Yüksek yapışma mukavemetinden dolayı eski beton ile monolitik olarak çalışır. Yüzey aşınma dayanımı yüksektir. Beton ve sıvalı yüzeylere yüksek aderans sağlar. Donma-çözünme döngüsüne karşı dayanımlıdır. Geniş yüzeylerde çatlaksız ve kolay uygulanır.

İnce tamir harcı iç mekanlarda, sıva çatlak ve delik tamirlerinde, sıva ve beton yüzeylerin tesviye amaçlı sıvanmasında kullanılır. Kalın tamir harcı kalın dolgu yapabilen iç ve dış mekanlarda sıva, çatlak ve delik tamirlerinde, sıva ve beton yüzeylerin tesviye amaçlı sıvanmasında, seramik uygulaması öncesinde sağlam ve düzgün alt yüzey oluşturmasında kullanılır.

Uygulama yapılacak yüzey kalıp yağı, boya, toz ve aderans düşürücü maddelerden arındırılmalıdır. Yüzey su ile nemlendirilmelidir. Nemlendirildikten sonra uygulamaya geçilebilir. Çok pürüzsüz yüzeylerde aderansı artırmak amacıyla yüzey astarı (alçı ve brüt astarı) fırça ile yüzeye tatbik edilir ve kurumadan uygulamaya geçilir. Uygun su miktarı (4,5-5 Lt. su 5 Kg. torba) karıştırma kabına konulur. Toz malzeme eklenerek düşük devirli el mikseri ile karıştırılır. Yüzey tesviyesinde; hazırlanan harç çelik mala ile uygulanır. Yüzey bitirme çelik mala veya sünger tirifil ile tamamlanır. İnce tamir harcında uygulama kalınlığı 3-5 mm kalın tamir harcında ise 5-10 mm’dir. Daha kalın uygulamalarda iki kat uygulanmalıdır. İkinci kat ilk kat kuruyunca uygulanır. Tamir amaçlı; Sıva parçaları temizlenir. Çatlak boyunca yaklaşık 10 mm derinliğinde V kesit oluşturulur. Harç mala ile dolgu yapılır ve dolgu sertleşince yüzey mala ile kaplanır.

Hazırlanan harç içerisine hiçbir malzeme (kireç, çimento, alçı vb.) ilave edilmemelidir. Kullanım süresi geçmiş harçlar, su veya kuru harç ile karıştırılıp tekrar kullanılmamalıdır. Donmuş yüzeylere uygulama yapılmamalıdır. Çimento esaslı malzeme olduğundan uygulama esnasında eldiven kullanılmalıdır. Ambalajlı ürün nemli ortamlarda saklanmamalıdır. Açık ambalaj, olumsuz dış etkenlere maruz bırakılmadan 7 gün içerisinde tüketilmelidir.

Genel kategorisine gönderildi